Etkili konuşma becerisi

Bir AB projesinde yer alan bir katılımcının hangi dile ihtiyacı vardır?

Bir İngilizce konuşma testinde hangi beceriler önemlidir?


2001 yazı: Ankara’dan Tahran’a gitmekte olan bir trendeyim. Yalnız seyahat ediyordum, ama yalnız değildim. 60 saatlik yolculuk, benim dışımda kalan 600 yolcudan bazıları ile tanışma fırsatını bana verdi. Van’dan Fatemeh ve Maryam adında iki arkadaşla yolculuk ettim. Biri durmadan konuştu, konuştu, konuştu. Diğeri nadiren ağzını açtı. Fatemeh’in her İngilizce cümlesinde bir hata vardı.  Nadiren konuşan Maryam’in İngilizce cümleleri mükemmeldi. Ama Fatemeh çok daha fazla şey anlattı. İşinden, ailesinden, düşüncelerinden, hayallerinden, çocukluğundan, İstanbul’da neler yaptıklarından, Tahran’a döndüğünde neler yapacağından, gelecekle ilgili planlarından vs. bahsetti bana. Bazı özel sözcükleri bilmiyordu, ama tahmin yürüttü, denedi, yarattı ve ben anladım.

İngilizce öğrenen birçok kişi konuşamadığını düşünür. Neden? Çünkü konuşma çok hızlıdır, düşünmek için çok az zaman vardır, doğru sözcükleri bulamazsınız, hata yapmaktan korkarsınız. Ayrıca gerginken boğazınız kurur, sesiniz çıkmaz… 😦


Eğer
asıl önemli olanın ne olduğunu anlarsanız, rahatlamaya başlarsınız. 🙂

Dilbilgisi, kusursuz cümleler ve karmaşık sözcükler yazılı dilde önemlidir / fark edilir / sınanır. Konuşma dilinde bunların pek bir önemi yoktur. “Boy no want food on table. It no good. Black. Dog no want food too” iyi İngilizce örneği değildir, ama anlamanız gerekiyorsa, olası bir anlam çıkarılabilir: “The boy doesn’t want the food/dinner that is on the table because it is burnt. The dog doesn’t want the food either.Anladınız? cümlesi dilbilgisi açısından düzgün bir soru biçimi taşımaksızın anlamı iletir. Farsça’da soru sözcükleri vardır, ama ‘soru yapısı’ yoktur. Yazarken bir ‘?’ kullanın ve konuşurken sesinizin tonunu değiştirin. 🙂 İşe yarıyor ve son derece basit. 🙂

Konuşma dilinde ne önemlidir

Anlam:  Diğer kişiler söylemek istediğinizi anlayabiliyor mu?

Akıcılık: Uzun sessizlikler, ‘um’ ‘errr’ ‘eee’ gibi duraklamalar olmadan konuşmayı sürdürebiliyor musunuz?

Basitlik: Eğer cümlelerinizi basit tutarsanız, konuşmaya devam edip anlatmak istediklerinizi aktarabilirsiniz.


Kiminle konuşmalı?

İngiliz bir arkadaş aramayın: Çok hızlı konuşur ve siz sadece dinlersiniz. (İstisna: Benim en iyi dil öğretmenlerim 10 yaşın altındaki çocuklardı: Türkçem için Göreneller Körler Okulu’ndaki çocuklar, Farsça denerken İsfahan’da Davut ve adlarını hatırlayamadığım başka yerlerdeki diğer çocuklar)

İngilizce öğrenene İngilizce öğrenen biri daha uygun olur, örnegin benzer İngilizce seviyesinde olan bir Japon, Polonyalı, İtalyan daha dengeli bir ‘konuşma arkadaşı’ olacaktır.

Daha iyi sonuçlar almak için çok sabırlı, hatalarınıza gülmeyecek ve paylaştığınız sırları başkalarına anlatmayacak ‘birine’ ihtiyacınız var.  Kimdir bu?

  • Bir köpekle, kediyle, kanaryayla, kamlumbağayla

  • Bir resimle, fotoğrafla

  • Bir oyuncak bebekle, oyuncak ayıyla, peluş hayvanla konuşabilirsiniz.

  • Parmağınıza bir yüz çizin ve parmağınızla konuşun 🙂

  • Bir elmanın, portakalın ya da patatesin üzerine bir yüz çizin ve konuşun!

  • Bir öğrencim duvarla bile konuşmuştu. Beyazı seviyormuş, güzel beyaz bir duvarı vardı, bu yüzden duvarıyla 45 dakika konuşmuştu.

  • Kör bir öğrenciye geleneksel giysiler giymiş küçük bir Hollanda bebeği verdim. “Sadece Hollandaca (çünkü Hollanda’dan geliyor) ve İngilizce (Hollandalılar iyi İngilizce konuşur) konuşabiliyor. Tek kelime bile Türkçe bilmiyor! Ona Türkiye’den, ailenden, hayatından, umutlarından, hayallerinden, geçmişinden vs. bahset. Her şeyi açıklamak zorundasın çünkü soru soramayacak kadar utangaç!” dedim.

Aklınıza gelen başka ilginç seçenekler varsa, lütfen bana da söyleyin.

Öyleyse konuşmaya başlayın ve

  • Düzenli olarak kısa süreler için konuşun. Bir gün de 3 defa 3 dakikalık konuşmalar haftada bir yapacağınız 70 dakikalık bir konuşmadan daha yardımcı ve anlamlı olacaktır.

  • Zihninizin hangi sözcükleri kolaylıkla hatırlayabildiğine dikkat edin. Aktif hafızanızdaki sözcüklerin bir listesini hazırlayın. Dinazor, saksofon, DNA, mikroskop gibi sözcükler birçok dilde ortaktır, size öğretilmemiş olsa bile anlaşılabilir.

  • Basit cümleler kullanın. Basit cümleleri rahatça kurabildiğiniz zaman karmaşık cümleler kendiliğinden gelecektir. Bu arada basit kitaplar okumaya devam edin. 🙂

  • Başka sözcüklerle anlatmayı öğrenin. Simitin İngilizcesini bilmiyor musunuz? Önemli değil, tarif edin: “a type of Turkish bread that has a hole in the middle, and sesame seeds on the outside. It is sold by people on the street; often the simit sellers carry a big tray with about one hundred simit on their head. Simit sellers call customers by saying ‘It is burning! It is burning!’ I like Ankara simit, which is different from the larger Istanbul simit.

  • Hata yapın ve hatalarınıza rağmen konuşmaya devam edin. İyi bir dinleyici sözcüklerin arkasındaki anlamla ilgilenir.

  • Sınavlarda yaratıcı olun. Sınavı yapan kişi sizin İngilizcenizle ilgileniyor, gerçek ailenizle değil. ‘Uydurduğunuz’ 15 kardeşin gerçek olup olmayacağını asla bilemeyecekler, oysa bu sayede sınavın 5 dakikası boyunca konuşabilirsiniz.

Eğer ihtiyaç duyarsanız

  • Hatalarınızı kontrol edin, ama bunu yazarak yapın: yazın, yazın yazın, sonra ertesi gün hatalarınızı kontrol edin. Konuşmanızı kaydedip hata bulmaya çalışmayın. Bu zor bir süreçtir ve etkili bir yöntem değildir.

  • Temel dilbilgisi ve cümle yapısı becerilerinizi geliştirin, ama bunu dil öğrenenler için hazırlanan basit ‘Level 1’ ve ‘Level 2’ öyküler okuyarak yapın. (Ne yazık ki bu tür metinler sadece İngilizce öğrenenler için hazırlanmış. Türkçe öğrenmek isteyen kişiler için bu tür metinler yok.) Basit İngilizce ile yazılmış birçok metin okuyun. Bu öyküler de dilbilgisine uygun ve doğrudur. Cümleler basit olduğu için rahatça okursunuz. Hiçbir çaba sarf etmeden okuyabileceğiniz kolaylıkta olsun öyküler, öyle ki hastayken, gerginken ya da hastayken bile okuyabilin! Böylece zihniniz konuşurken ihtiyaç duyacağınız basit cümle yapılarını hatırlamaya başlayacaktır.


Kullanışlı kalıplar:

  • I like / I don’t like…

  • I want / I don’t want

  • … is (not) important/ good/ bad … because…

  • I think…

  • I feel…


Zahmetsiz öğrenilenler:

Birçok dilde, özellikle anadilinizde ve öğrendiğiniz dilde ortak sözcükler vardır. Bu sözcükleri hatırlamak son derece kolaydır.

İşte birkaçı:  bacteria, cinema, coke, dinosaur, doctor,film, football, judo,microscope, microbe, piano, pizza, police,professor, radio, saxophone, spaghetti, telescope, television,tennis, trombone, whisky, yoga…

Unutmayın: Ana dilini konuşan kişiler

  1. Sınırlı sayıda sözcük kullanırlar (günlük İngilizce’de yaklaşık 500 sözcük kullanılır).
  2. Genellikle dilbilgisi kurallarına uygun konuşmazlar. Konuşmaya bir yapı ile başlarlar, onunla bitirmeyip bir başka yapı ile devam ederler.
  3. Hata yaparlar. Anadili İngilizce olanlar genellikle dilbilgisi kurallarını, yabancı bir dil öğrenirken öğrenirler.