Engelsiz ODTÜ nereden nereye

Engelsiz ODTÜ nereden nereye

ENGELSİZ ODTÜ; Nereden… nereye?

Hazırlayanlar: Berna ÇIBIK ve Deniz AYDEMIR (Engelsiz ODTÜ Topluluğu)

Claire ÖZEL (Engelsiz Yaşam Koordinatörü, ODTÜ)

“Engelli Karınların Sempozyumu”

Kocaeli Üniversitesi

Nisan 2005

ÖZET Engelle deneyimleri olan 3 kadın, gözlemleyerek, dinleyerek ve olayları analiz ederek Orta Doğu Teknik Üniversitesinde engelli öğrencilerimiz için bir destek programı geliştirdi. Türkiye’de başka kurumlara adapte edilebilir sistemimizin önemli temelleri, felsefe ve yaklaşımımızdı. Öğrencilerin güvenini kazanıp, onlarla birlikte çalışıp uygun alternatifler yaratarak Engelliliğin Toplumsal Modelini uyguluyoruz.
ABSTRACT Three women with experiences of disability have developed a support system for disabled university students at the Middle East Technical University , by observing, listening and reflecting on events. The philosophy and approach we have reached are essential foundations for establishing a system that can be adapted to other institutions in Turkey . By earning students’ trust and working with them to design suitable alternatives, we fit the Social Model of Disability

Anahtar Kelimeler: Engelli üniversite oğrencisi, destek

Keywords: Disabled university students, support,

Kimiz? Üçümüz engelle deneyimi olan kadınlarız

Kadınların erkeklere göre daha geniş bir bakış açısı olduğundan, algılayabilme ve yorumlayabilme yetenekleri daha kapsamlıdır.Engelle deneyimi olan başarılı kadınlar olarak varolan sorunlara özgün bakış açısıyla yaklaşıp kişisel ihtiyaçlardan başlayarak daha genelli kapsayan çözümler getirdik.

Gerçekte insan sisteminin yaptğı; dışarıdaki gerçekliği kendi içinde temsil edip, bu temsilden çıkarımlara varabilmektir. Söz konusu sistem, bunu gerçekliğe uygun bir şekilde yapabildiği sürece başarılıdır.İnsan sistemi sınırlı bir kapasiteye sahip olduğu için, bu süreçleri gerçekleştirirken değişik silahlar kullanir. Böylece kendi sınırları içinde, en etkili şekilde çevresine uyum sağlayarak, varlığının sürekliliğini koruma altına alır. Buna karşılık; engelli insanlar sisteme bilgi girişini sağlayan bazı donanımlardan yoksundurlar; mesela görme engelliler görsel bilgiden, işitme engelliler ise işitsel bilgiden yoksundur. Bu nedenle engelli insanlar, bu duruma bir tepki olarak dis gerçekliği kodlarken farklı stratejiler geliştirirler. Örneğin; görme engelli insanlar kısa süreli belleklerinde işitsel kodları daha etkin kullanırken; işitme engelli insanlar görsel kodlari daha etkin bir biçimde kullanır. Bu da onlara dünyayı algılamada ve yorumlamada başka kimsede olmayan özellikler kazandırır. Aynı şekilde kadın ve erkekler, dünyaya bakarken ve onu yorumlarken değişik stratejiler kullanır. Bütün hormonal ve kültürel etkenler bir yana, yapılan bir araştırma kadınların ilginç bir şey gördüğünde gözbebekleri büyürken erkeklerinkinin küçüldüğünü ortaya koymuştur. Bu bulgu doğrultusunda bilişsel süreçler açısından su sonuca varılabılır: Kadınlar dünyaya daha geniş bir pencereden bakıyorlar ve bu onlara daha kapsamlı görebilme ve yorumlayabilme yeteneği kazandırıyor.
Engelsiz ODTÜ Topluluğu kimdir?

Bir kaç öğrenci ve bir hocayla yola çıkıp keşif yapan bir grup. Amacimiz engellilere daha uygun çözümler bulmak; ama belli küçük sorunlarla başladık.
Bizden önce…

    • 1970 ve 1980lerde kitap okunuyormuş , ama kimse pek hatırlamıyor…
    • 1990´da ODTÜ´de okuyan görme engelli öğrenciler Dostluk ve Dayanışma Topluluğunu (DDT) kurdu.
    • 1990’ların sonunda, ÖSS’ deki değişikliklerden sonra ODTÜ´deki görme engelli öğrencilerin sayısında önemli ölçüde azalma oldu.

Yaptıklarımız:

2003:

    • İlk engelli öğrenci tespiti yapıldı.
    • Topluluk kuruldu
    • 3 Aralık, ilk üniversiteler arası buluşma gerçekleşti.

Topluluğun websitesi kuruldu

2004

    • 3 Nisan: Birinci ‘Üniversite ve Engel’ çalışması için, Ankara’da 102 engelli öğrenci tespit edildi.
    • Euro-Med programinda Mısır projesiyle ilk uluslararası temas gerçekleştirildi.
    • Web sitesi geliştirildi.
    • British Council’in sponsorluğunda 8 gün Ingiltere’deki üniversitelerde engelli öğrencilere destek programları incelendi.
    • 3 Aralik: ODTÜ rektorlüğüne bağlı ‘Engelsiz Yaşam Koordinatörü’ atandi.

2005 Engelsiz ODTÜ Topluluğu VE Engelsiz Yaşam Koordinatörünün ortak çalışmaları

    • Eğitim fakültesindeki öğrencilere ‘Engelli öğrencilerle çalışma’ dersi açıldı.
    • 8 Mart, ODTÜ Mezunları Derneği ile ‘Kadın ve Engel’ toplantısı yapıldı.
    • Sağlık merkezinde ‘Kaza Önleme Projesi’ başlatıldı.
    • Bölümlerde yurtlarda ve genel ulaşımda olan sorunların tespiti yapılıp çözüm önerileri getirildi. İlgili kişilerle görüşmelere geçildi.

Nasıl yaptık?

Çalışmalarımıza hayalle başladık, sonra dinledik, görüştük, tartıştık ve kararlar aldık. Belki mükemmel değildi ama en azından doğru yönde bir adım attık ve süreci başlattık.

–Karşılaştığımız sorunlar bizi ümitsizliğe düşürmedi. Aksine ‘sorunları nasıl çözebiliriz?’ diye düşündük. Olumsuzlukları inceleyip, bunlara yol açan nedenleri daha iyi anladık.

–Problemleri analiz edip, başkalarına sorup danışarak, bize uygun yapabileceğimiz çözümler aradık.

–Bize gelip destek vermek isteyenlerin ilgi alanlarına ve anlayış seviyelerine göre çalıştık. Böylece çalışmalarımız daha verimli oldu.

–Herkesin bakış açısına değer verdik.

–Araştırmalarımızla yurt dışından bulduğumuz çözüm yollarını olduğu gibi değilde, bize uygun hale getirip uyguladık.
Yaklaşımlarımız

Kendimizi tanıdık: Çalışmalarımıza kendi zayıf ve güçlü yanlarımızı tespit ederek başladık, daha sonra bunlara göre beceri ve stratejiler geliştirdik. Bu şekilde, olumsuz olaylarin yanında güzellikleri görmeyi ve moral bozacak olaylara karşı güçlü ve dirençli olmayı öğrendik.

Sabır: Hedeflerimizin hepsi anında olmayınca, sabırla beklemeyi öğrendik; beklerken çok faydalı gözlemler yaptık. Sabırla dinleyerek ve gözlemleyerek, önemli ama rutin yaşamda farkedilmeyen ayrıntıların farkına vardık.

Derin ve geniş görme: Çalışmalarımızdan, süreç ve yöntemin sonuçtan daha önemli olduğunun gördük. Bu bilinçle, hedeflerimize giden yolda ayrıntılara dikkat ederek, çözüme çok yönlü yaklastık. Maskelerin arkasındakilere bakarak, her şeyin gerçekten ‘yolunda’ olup olmadığını anlamaya çalıştık. Ayrıca derin ve geniş görmek, bizlere insanların ünvanlarının ve dış görünümlerinin ötesini anlamayi öğretti.

Empati, saygı, duyarlılık: Engellileri ancak empati kurarak anlayabiliriz. Beni anlamayan birine güvenmem. Benimle görüşmek isteyen birisi başta benim güvenimi hakketmeli. Toplumdan dışlanmış bir kişi ancak bir güven ortamında başkalarıyla ilişki kurarak, kendini ifade ederek kimliğini yaratır. Kelimelerden ya da sözlerden, eylem ve hareketlerin (beden dili dahil) çok daha vurgulayıcı olduğunu öğrendik. Karşımızdakı kişi durumumuzu anlamak istiyorsa, sadece bilgi yetmez; yaşayarak ve paylaşarak anlar. Egosu büyükse, ancak kendini tatmin eder, ve yapmacık davranır. Duyarlı bir insan, bu noktayı geçip, duygusal zekasını kullanıp benim frekansıma gelir. Bana eşit değer verir, çünkü benim eksiklerimin yanında güçlü noktalarımı da görebilir.

Gerçekçilik: Gerçekleri görmeyi öğrendik, çünkü ben ne mükemmel bir insan, ne de umutsuz bir vakayim. Gerçeklerin doğru algılanmasıyla, doğru çözüm yollarına ulaşabiliriz. Ayrıca, yüksek hedeflerimize ulaşabilmek için, ona doğru giden tüm adımlar mümkün olmalı; gerçek olmayan bir adım gerçekleştirilmezse, ilerleme olmaz. Gercekçi ama tam amacımıza uygun olmayan ya da başarışız bir faaliyet, eğer tecrübelerimizden öğrenebilirsek, ilerleme sağlayabilir

ENGELLİLİK MODELLERİ

Kasım 2004’te İngiltere’ye gittiğimde Bristol’da ‘Engellilik Eşitliliği’ ders veren Elisabeth Standen ile tanıştım. Elisabeth çok önemli bir örnek insandir: Tekerlekli sandalye kullanıyor, işitmiyor ve görmüyor. Bana Engellilik Modelleri anlattı ve benden Turkiye’ye Engelliligin Sosyal Modeli götürmemi istedi.

Engelli kişilere karşı farklı bakış açıları vardır. Su ana kadar aşağıdaki 4 modelden ilk üçü yaygındı. Son otuz yılda engelli kişiler tarafında geliştirilmiş yeni bir model bizim EOT topluluğumuzun felsefesine uygundur. ‘Sosyal model’ dediğimiz bu modele göre, toplumda farklılık, yük ya da bozukluk değil, zenginliktir. Bu modelde her birey sorumludur.

1. Bireysel Model Engelli kişileri özürleriyle birliklte birer birey olarak görür. Buna göre özür; “bireyin yenmek için mücadele vermek zorunda oldugu bir sorun” olarak tanımlanır. Amaç bireyin mümkün olduğunca “normal” davranmasıdır. Engelli kişiler, toplumun geri kalanıyla olabildiğince uyumlu olmalıdır.

2. Tıbbi Model Engelli kişileri sadece sağlık durumu bozuk ya da belirli işlev bozukluklarına sahip bireyler olarak görür. Amaç tedavi ederek bireyi “normal” hale getirmek olmalıdır. Bunun her engelli kişinin isteyeceği şey olduğu varsayılır. Çözüm, engelli insanları daha iyi bir hale getirmeye çalışan tıp, doktorlar ve terapistlerde yatar. Toplum ve üyeleri; çoğunlukla; tedavi edilemeyen engelli kişilere karşı rahatsız/huzursuz bir tutum sergilerler.

3. Trajedi Modeli Engelli kişileri trajik olarak görür (bazense cesur). Bu model acıma uyandırır ve engelli kişiyi toplumun diğer bireyleriyle eşit temellere dayalı bir hayat sürmekten alıkoyup toplumdaki acıma ve iyi niyete bağımlı hale getirir. Gazetelerde gördüğümüz “Yerel hayırseverler sayesinde lösemi kurbanı, üniversiteye girdi” gibi başlıklar bu modelle temellendirilmektedir.

4. Sosyal Model Bir insan “özür” (tıbbi bir durum ya da bir işlev bozukluğu) sahibi olabilir ama asıl engeller toplumda oluşan fiziksel, örgütsel ve davranışsal nedenlerden kaynaklanmaktadır. Engelli insanların fizyolojik nedenle işlevsel bozuklukları olmasıyla birlikte asıl engeller günlük hayattaki herşeyin engelsiz insanlar düşünülerek planlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, rampasız bina (yürüme engelli kişi için),alt yazısız TVprogramları (işitmeyen kiıi için) ya da Internet’te Power Point (görmeyen kişi için) düşüncesizlik ve bilinçsizlikten kaynaklayan engellerdir.

Engelsiz bir yaşam için engelli bireyin içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışın. Ama bunu yaparken unutmayın ki bireyin içinde bulunduğu durumu en iyi kendisi bilir.

Bilinçli olun ve varsayımlarınızın gerçekliğini sorgulayın ve olaya başka açılardan da bakmaya çalışın.Böylece daha sağlıklı kararlar verebileceksinizdir.

Engelsiz bir yasam için

  • Iyi gözlemci ve dinleyici olun: durumumu en iyi ben bilirim.
  • Varsayımlarınızı ve bakış açınızı sorgulayın.
  • Bilinçli olun
  • Ve bana haklarımı verin!